• AI:


    Hello human, I am a GPT powered AI chat bot. Ask me anything!


Gathering thoughts ...







Rasûller arasındaki üstünlük

Top Readz Avatar

Soru

Allah Teâlâ’nın:
تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ…

“İşte bu elçiler; onlardan bir kısmını bir kısmına üstün kıldık…”
Sözü ile:
…لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ…

“…Biz, O’nun elçileri arasında hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz…”
Sözünün arasını nasıl bulabiliriz?

Allah’a hamd olsun.

“Allah Teâlâ’nın:

تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ… [ سورة البقرة من الآية: 253 ]

“İşte
bu elçiler; onlardan bir
kısmını bir kısmına üstün kıldık…”
(Bakara
Sûresi: 253)

Sözü, Allah Teâlâ’nın şu sözü gibidir:

… وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ
النَّبِيِّينَ عَلَى بَعْضٍ وَآتَيْنَا دَاوُودَ زَبُوراً [ سورة الإسراء من
الآية: 55 ]

“Andolsun ki biz, peygamberlerin bir
kısmını bir kısmına (kendisine îmân
edenlerin çokluğu ve ona kitap indirmekle) üstün
kıldık ve Davud’a da Zebur’u verdik.” (İsrâ Sûresi: 55)

Dolayısıyla nebi ve rasûllerin birbirinden
üstün olduğunda şüphe yoktur. Buna göre rasûller nebilerden daha
üstündürler. Rasûllerden Ulu’l-Azm olarak bilinenler, onların
dışındaki diğer rasûllerden daha üstündürler. Rasûllerden
Ulu’l-Azm olarak bilinenler beş tanedir. Allah Teâlâ onları Kur’an’da
iki âyette zikretmiştir.

Birincisi: Âhzâb Sûresi: 7. âyet:

Allah Teâlâ bu âyette şöyle buyurmuştur:

وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ
النَّبِيِّينَ مِيثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِنْ نُوحٍ وَإِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى
وَعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَأَخَذْنَا مِنْهُمْ مِيثَاقاً غَلِيظاً [ سورة
الأحزاب الآية: 7 ]

“(Ey Nebi! Hatırlar mısın?) Biz,
nebilerden (risâleti tebliğ edeceklerine dâir) söz
almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem
oğlu İsa’dan da (söz almıştık). Biz, onlardan
(risâleti tebliğ ederek emâneti yerine getireceklerine ve birbirlerini
tasdik edeceklerine dâir) kesin bir söz almıştık.” (Ahzâb
Sûresi: 7)

Bu
rasûller: Muhammed, Nuh,
İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa’dır -Allah’ın salât
ve selâmı, hepsinin üzerine olsun-.

İkincisi:
Şûrâ Sûresi: 13. âyet:

شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدِّينِ مَا
وَصَّى بِهِ نُوحاً وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ
إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا
فِيهِ … [ سورة الشورى من الآية: 13 ]

“(Ey insanlar! Allah’ı birlemek ve O’na
itaat etmek sûretiyle) ‘Dîni ayakta tutun ve onda ayrılığa
düşmeyin’ diye Nûh’a (tebliğ etmesini) tavsiye ettiğini,
sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye
ettiğimizi, Allah size dîn kıldı.” (Şûrâ Sûresi:
13)

Bu beş kişi, rasûller içerisinde en fazîletli
olanlardır.

Allah Teâlâ’nın mü’minler hakkındaki:

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ
إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ
وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ
سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ [ سورة
البقرة الآية: 285 ]

“Elçi
(Muhammed
-sallallahu aleyhi ve sellem-) Rabbi tarafından kendisine indirilene
îmân etti. Müminler de îmân ettiler.
Onlardan her
biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine îmân ettiler.
O’nun elçileri arasında
hiçbirini
(diğerinden)
ayırt etmeyiz. İşittik ve îmân ettik. Ey
Rabbimiz! Bizi(m günahlarımızı) bağışla.
Dönüş(ümüz de yalnızca) sanadır’ dediler.” (Bakara
Sûresi: 285)

Bunun amlamı: Îmân konusunda
Allah’ın elçileri arasında ayırım yapmayız. Aksine
biz, onların gerçekten
Allah Teâlâ tarafından gönderilen elçiler
olduklarına, onların yalan söylemediklerine, sözlerinin
doğru olduğuna ve Allah
Teâlâ tarafından tasdik edildiklerine îmân ederiz.

İşte
Allah Teâlâ’nın:

…لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ
رُسُلِهِ… [ سورة البقرة من الآية: 285)

“…Biz, O’nun elçileri arasında hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz…” (Bakara
Sûresi: 285)

Sözünün
anlamı şudur: Îmân konusunda hiçbirini diğerinden
ayırt etmeyiz. Aksine hepsinin gerçekten Allah Teâlâ tarafından gönderilen elçiler
olduklarına îmân ederiz.

Fakat Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den
sonraki elçilere ittibâyı içeren îmân, sadece Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e
hastır (yani O’nun şeriatından başkasına ittibâ
edilemez). Zirâsadece Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e ittibâ
edilmesi gerekir. Çünkü O’nun şeriatı,onun
dışındaki bütün şeriatları nesh etmiştir. Böylelikle
rasûllerin hepsine îmân edilmesi gerektiğini öğrenmiş
bulunuyoruz.Onların gerçekten
Allah Teâlâ tarafından gönderilen elçiler olduklarına
îmân ederiz. Ancak Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in gönderilmesinden sonra geçmiş bütün
dînlerin, Muhammed
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in şeriatıyla nesh edildiğinden
dolayı bütün insanların sadece Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e yardım etmeleri farz
olmuştur.

Nitekim Allah Teâlâ, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in dîni dışındakibütün dînlerihikmetiyle nesh etmiştir.

Bunun
içindir ki O şöyle buyurmuştur:

قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي
رَسُولُ اللّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعاً الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ
لا إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ يُحْيِـي وَيُمِيتُ فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ
النَّبِيِّ الأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ
لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ [ سورة الأعراف الآية: 158 ]

“(Ey elçi!) De ki: Ey
insanlar! Ben, Allah’ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisiyim. Ki göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O’ndan
başka hak ilah
yoktur, O diriltir ve öldürür. O halde Allah’a ve Allah’a ve O’nun sözlerine inanan elçisine, o ümmî
peygambere îmân edin ve O’na uyun (Allah’a itaat olan
emirlerini yerine getirin) ki doğru yolu bulasınız.”
(A’râf Sûresi: 158)

Bu sebeple Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
dîninin dışındaki bütün dînler nesh olunmuştur. Fakat rasûllere ve onların hak
olduklarına îmân etmek, olması gereken zorunlu bir şeydir.”

Tagged in :

Top Readz Avatar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Alexa Liv

1.5M Followers

Check out our new font generatorand level up your social bios. Need more? Head over to Glyphy for all the fancy fonts and cool symbols you could ever imagine.

Latest Posts

Categories